‘Yaşadığı sürece yeşermeli insan’

SERAY ŞAHİNLER- Ressam Su Yücel, Galeri Diani’de açılan yeni sergisi “Yakalanan Zaman”da yaşadığımız, akıp giden zamanı kayıt altına alıyor. Yücel, kendi hayatından kesitleri, deneyimlerini, zihninde kalanları ve ‘dünyanın hâlini’ anlatıyor resimlerinde. İstanbul’u, günlük hayatta hepimizin karşılaştığı insanları, doğayı, ağaçları resmeden ressam yitip giden her anın değerli olduğunu hatırlatıyor. Şair Can Yücel’in kızı Su Yücel aynı zamanda bir belgeselci, resimleri de bugünü kayıt altına alan birer belge gibi âdeta… Sergiyi gezerken hayattan bir günümüze bakıyoruz… Durup düşünmeyi, kafamızı kaldırıp etrafa bakmayı anımsıyoruz…

*“Yakalanan Zaman”ın zamanda yolculuğu nasıl başladı?

Serginin ismini “Yakalanan Zaman” koydum. Resim yapmak benim için günlük tutmak gibi bir şey. Atölyemden evime giderken sokakların gürültüsünü, seslerini, renklerini takip ettim. Bir canlılık var. İstanbul çarpıcı bir değişim içinde ama her zaman güzelliğini ve gizemini koruyor. Çocukluğumda seyrettiğim bir günbatımını hâlâ bulabiliyorum. Sanki geçmiş geri geliyor gibi. Bu değişiklik bana zamanı da hatırlatıyor. Anıt ağaçları için de bir belgesel yapmıştım. Anıt ağaçlarında da çok yumuşak ve dingin bir zaman vardır. Kim bilir neler yaşamışlar ve bizden sonra nelere tanık olacaklar… Ağaçlardaki o başka zaman dilimi zamanın ne kadar kırılgan, hassas ve affedici olduğunu hissettirdi bana. Bütün bu yaptığım resimlerde tanık olduklarımdan, yaşadıklarımdan ve hissettiklerimden benden kalanlar var.

Su Yücel resim yapmanın günlük tutmak gibi olduğunu söylüyor. 

*Özellikle pandemi süreci doğa-zaman ilişkisini yeniden yorumlattı bize. Artık bir şeylerden kaçınca doğaya sığınıyor gibiyiz, ne dersiniz?

Dünyada çok hızlı bir değişim var. Pandemiden önce başladı aslında bu değişim. Doğanın bir zamanı var. Onun zamanına uygun yaşamanın gerektiğine inanıyorum. Kendimizi ve etrafımızı biraz fazla yıprattığımızı düşünüyorum. Çok ‘ben’e odaklıyoruz. Kendimizi çok büyütüyoruz. Bunu da söylemek istiyorum.

*Sergideki işlere bakınca bu motivasyonunuzu görmek mümkün; siz nasıl motive oluyorsunuz?

Ben hep bakıyorum: Doğaya, denize, ağaca, zamana… İstanbul, Marmara zaten çok güzel. Bir boşluğa bakıyorum, müthiş bir şey. Bakmak çok önemli. Pandemide İstanbul üstüne çalıştım. Tarlabaşı sokakları, çeşmeler, turistler, valizler var bu sergideki işlerim arasında. Valizler çok dikkatimi çekiyor mesela. Tarlabaşı’nda gördüğüm kadınlar var… Atölyemin önünde çok güzel bir Arap kız gördüm ve onu çizdim. Daha sonra da anıt ağaçları girdi devreye… Zonguldak, Elazığ, Malatya’da tanık olduğum o ağaçlar…

*“Yakalanan Zaman”ın sözü nedir sanatseverlere?

Dünya hep zor bir yerdi ama umut her zaman vardı. Umut olmadan yaşanmadığını düşünüyorum. Hayata umutla bakmak önemli… Herkesin bir zamanı var, o zamanda yaşıyorsunuz. Onu en iyi şekilde, üreterek yaşamak önemli. Yaşadığı sürece yeşermeli insan.

‘Yaptığın işi en iyi şekilde yap’

*Babanız Can Yücel’in hayata bakışından, sanatından nasıl etkilendiniz?

Perspektifi çok iyi, hızlı kavrayan, eğitimli bir isim Can Yücel. Aynı zamanda kavrama hassasiyeti de çok yüksek. Bana hep söylediği şey vardı: “Yaptığın işi en iyi şekilde yap. Düşün.” Çok titiz bir insandı. Potansiyelinin en iyisini ortaya koymalı insan. Çünkü inişleri, çıkışları olabiliyor. İşte orada neyle neyi birleştireceğimi çok daha iyi öğrendim. Çünkü sanatçı evinde büyüyünce iniyorsun çıkıyorsun; ayakta kalma, başa çıkma yetin gelişiyor. Hep kendini yenileyen ve umutlu bir adamdı babam.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir