Alaska’nın Yer Altı Sularındaki Pas Renkli Gizem Çözüldü

Alaska’nın Yer Altı Sularındaki Pas Renkli Gizem Çözüldü

3 Haziran 2026 tarihinde Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan yeni bir araştırma, Alaska’nın el değmemiş doğal alanlarındaki nehirlerin, donmuş toprak erimesi nedeniyle pas rengi turuncuya büründüğünü ortaya koydu. Çalışma, iklim değişikliğinin neden olduğu bu erimenin topraktaki demir ve diğer ağır metalleri serbest bırakarak su ekosistemlerini tehdit ettiğini gösteriyor.

İKİ TEMEL JEOLOJİK MEKANİZMA BELİRLENDİ
Araştırmacılar, nehir suyunun bu turuncu renge dönüşmesine neden olan iki ana mekanizma belirledi:
1. Yüksek rakımlarda gerçekleşen kimyasal reaksiyonlar: Eriyen kayalık arazilerde bulunan pirit (yalancı altın) minerali, su ve hava ile temas ettiğinde sülfürik asit, sülfat ve toksik metaller salarak suyun asitlik seviyesini artırıyor.
2. Alçak rakımlarda yaşayan mikroorganizmaların etkisi: Nemli ve düşük oksijenli sulak alanlarda bulunan mikroorganizmalar, oksijen yerine topraktaki demiri tüketerek onu suda çözünür bir hale dönüştürüyor. Bu madde yer altı sularından nehir yüzeyine yükseldiğinde oksijenle karşılaşarak paslanma tepkimesi oluşturuyor.

YÜZLERCE BALIK POPÜLASYONU TEHLİKEDE
Araştırmaya göre, nehir yataklarında meydana gelen ince demir parçacıkları, akıntı yönünde 100 kilometreden fazla mesafe kat edebiliyor. Bu kirlilik, algleri, su altı böceklerini ve özellikle temiz çakıl taşlarına ihtiyaç duyan somon balıklarını doğrudan etkiliyor. Kimyasal değişimlerin balıkların solungaçlarını tıkayarak solunumlarını zorlaştırdığı ve besin zincirinde kademeli bir bozulmaya yol açtığı vurgulandı.

GÜVENİLİR TAHMİNLER YAPILABİLECEK
Araştırmacılar, donmuş toprak erimesinin uzun süreli ve yavaş ilerleyen bir süreç olduğunu, bir yaz mevsiminde eriyen demirin nehirlere ulaşmasının bir sonraki yıla sarkabileceğini dile getirdi. Uzmanlar, toprak sıcaklığı verileri ile su kimyası verilerini bir arada analiz ederek, gelecekte hangi nehirlerin turuncu renge bürüneceğini önceden tahmin etmeyi amaçlıyor. Bu yaklaşım, aşağı havzada yaşayan toplulukların su kalitesindeki değişimlere karşı önlem alabilmelerine yardımcı olmayı hedefliyor.

KÜRESEL YAYILIM GÖSTERİYOR
Araştırmada, bu durumun yalnızca Alaska’nın Brooks Sıradağları ile sınırlı kalmadığı; Kuzey Kanada, Rusya, And Dağları ve Alpler gibi permafrost erimesi ve demir bakımından zengin jeolojik yapılar içeren diğer küresel bölgelerde de benzer değişimlerin gözlemlendiği belirtildi. Küresel ısınmaya bağlı bu yaygın kirlenmenin, tek bir sanayi kaynağından kaynaklanmadığı için doğrudan müdahale ile durdurulmasının mümkün olmadığı, mevcut çalışmaların ise öncelikle henüz kirlenmemiş güvenli bölgelerin korunmasına odaklanması gerektiği ifade edildi.

Author: Can Demir