Erkeklerde Cinsel Arzu 40 Yaşında Zirve Yapıyor, Araştırma Gösteriyor
Son araştırmalar, erkeklerde cinsel arzunun 40 yaşında en üst seviyede olduğunu ortaya koyuyor. Eskiden cinsel arzu genellikle hormon seviyeleriyle ilişkilendirilirdi.
İngiltere Ulusal Sağlık Servisi’ne (NHS) göre, erkeklerde cinsel dürtüyü besleyen testosteron hormonu, 30 yaşından sonra yılda yaklaşık yüzde 1 oranında azalmaya başlar. Bu durum, erkeklerin en arzulu oldukları dönemin genellikle 20’li yaşlarda olduğu yaygın inancını beslemiştir.
Ancak Estonya’daki Tartu Üniversitesi’nden bir araştırmacı ekibi, bunun tam tersinin doğru olduğunu buldu.
67 binden fazla yetişkin üzerinde yapılan analize göre, erkeklerde libidonun 40’ların başına kadar artmaya devam ettiği ve daha sonra yıllar içinde kademeli olarak azalmaya başladığı belirlendi.
Tartu Üniversitesi profesörü ve çalışmanın ortak yazarı Toivo Aavik, Euronews Health’e, “Hormonlar önemlidir, ancak hikayenin tamamı değildir ve göreceli önemi yaşam boyunca değişir,” şeklinde konuştu.
“Verilerimiz, arzunun sadece hormonal bir açıklamadan daha uzun süre korunduğunu ve sosyal/ilişkisel etkenlerin farklılıkların büyük kısmını açıkladığını gösteriyor.”
Kadın Arzusunun Karmaşıklığı
Erkeklere ilişkin bulguların aksine, araştırma kadınlarda arzunun 20 ile 30 yaşları arasında zirve yaptığını, 50 yaşından sonra belirgin bir şekilde düştüğünü ortaya koydu.
Bu durum, menopoz sırasında ve sonrasında kadınlarda östrojenin azalmasının etkileriyle örtüşmektedir. John Hopkins Medicine’in aktardığına göre, kadınlar 50’li yaşlardan yetmişli yaşlara kadar cinsel etkinliklerinde yüzde 23’lük bir düşüş bildirir.
Ancak bu durum, kadınların cinsel arzusunu ve bunu ifade etme açıklığını etkileyen çocuk bakımı ve damgalanma gibi toplumsal etkenleri hesaba katmamaktadır.
Aavik, “Pek çok toplumda erkeklerin cinsel uyarımı daha görünür biçimde ifade edilir ve bildirilmesi toplumsal olarak meşrudur; kadınlar ise anonim anketlerde çeşitli nedenlerle arzuyu olduğundan az bildirebilir: içselleştirilmiş normlar, neyin ‘arzu’ sayılacağına dair belirsizlik ya da damgalanma endişesi,” şeklinde açıkladı.